Real Madrid – Fenerbahçe Maç Analizi! (20 Mayıs)

Bir güzel Euroleague sezonunun daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Belgrad’da ki 18.si düzenlenen Euroleague’in finalinde, Zalgris’i 76-67 ile geçen son şampiyon Fenerbahçe ile yarı finalde CSKA’yı 83-92 ile geçip 2014/15 sezonunun ardından ilk kez finale yükselen Real Madrid karşı karşıya gelecek. Karşılaşmayı İtalyan Luigi Lamonica, Ukraynalı Borys Ryzhyk ve Letonyalı Olegs Latisevs hakem üçlüsü yönetecek.

Bazen çok fazla bu konuda soru gelmesi ile ilgili olarak Euroleague’in nasıl kurulduğunu tekrar açıklamak istiyorum ;

1958’den 2000 yılına kadar Avrupa Kupası adı altında Avrupa’nın önde gelen kulüpleri mücadele vermekteydi. FIBA ile kulüplerin görüş ayrılıkları sonucu 2000 yılında ULEB (Union of European Leagues of Basketball)’in önerisi ile Avrupa’nın önde gelen takımlarının (Olympiacos, Kinder Bologna, Real Madrid, FC Barcelona, Baskonia, Benetton Treviso) katılımı ile Euroleague kurulmuş, FIBA ise SuproLeague adı altında FIBA’da kalmayı tercih eden takımlar (Panathinaikos, Maccabi Elite, CSKA Moskova, Efes Pilsen) ile sadece 1 sene süren bir turnuva düzenlemişti. 2000/1 sezonundan bugüne Bologno’nun şampiyonluğu ile başlayan geçtiğimiz sezon ülkemizde son olarak Fenerbahçe’nin kazandığı turnuvanın 18. finali bugün 21.00’da Kombank Arena’da oynanacak.

O zaman yine biraz sohbet biraz yorum havasında Real Madrid ile başlayalım..

Yaz aylarında Eurobasket öncesi İspanya Milli Takımı kampında Belçika ile oynanan hazırlık karşılaşmasında sağ ön diz çapraz bağları kopan Llull’ün sakatlığı hem İspanya Milli Takımı’na hem de Real Madrid’e büyük bir şok yaşatmıştı. Bu yaşanan sakatlık büyük bir darbe vursa da ardından sezon genelinde yaşanan diğer sakatlıklar beterin beteri de var niteliğindeydi. Belki hiçbir isim Llull kadar değerli olmasa da Kuzmic (hala sakat), Ayon, Campazzo ve Randolph’un uzun süreli sakatlıkları ile Pablo Laso’nun elini kolunu bağlamıştı. Fakat bu sakatlıklara rağmen Doncic önderliğinde sezon genelinde düşüşler yaşasalar da çok iyi ayakta kalan bir Real Madrid vardı.

Euroleague Normal Sezonu;

Normal sezona 4’te 4 ile başlayan Madrid üst üste gelen sakatlıkların ardından büyük bir düşüş yaşamış ve 7 karşılaşmada 6 mağlubiyet almıştı. Ardından 7 maçlık bir seri ile toparlanıp Play-Off potasında iyi bir yere tekrar yükselmişlerdi. Normal sezonun son haftasında Olympiacos’un Zalgris’e mağlup olması ile işler üçlü averaja kalmış ve ilk 4 dışında kalarak Panathinaikos ile eşleşmişlerdi.

Çeyrek final ve rakip Pana;

Madrid çeyrek finalde saha dezavantajıyla eşleştiği Panathinaikos’u 3-1 ile geçti. Panathinaikos serisinin ilk karşılaşmasında ilk periyotta resmen nakavt olan bir Madrid vardı. Fakat ikinci maçın ikinci yarısının ardından bam başka bir Real Madrid izlemeye başladık. Önce saha avantajını eline alan Madrid, İspanya’da ki iki karşılaşmada da hata yapmayarak Belgrad biletini almıştı.

Final Four ve rakip 2.kez üst üste yarı finalde kaybetmeye tahammülü olmayan CSKA;

Final Four havasından uzak bir şekilde başlayan karşılaşmada ilk periyotta Higgins rüzgarını durduramayan Madrid, şok bir skorla ilk periyodu 30-20 geride kapatmıştı. İkinci çeyrek başında üst üste gelen üçlüklerle momentumu tamamen eline alan Real Madrid 2. ve 3. Çeyrekte toplamda sadece 26 sayı yiyerek farkı ufak ufak arttırdı. Yaşadığı çok büyük sakatlığın ardından hem tecrübesini

hem de kalitesini sahaya çok net bir şekilde koyan Llull ve tüm sezon takımı çok iyi taşıyan Doncic galibiyetin 16’şar sayı ile mimarlarıydı.

Çok küçük Doncic’e değinmezsem olmaz 😊

Henüz 19 yaşında olmasına rağmen gösterdiği performans, kazandığı başarılar acaba ilerde daha neler göreceğiz sorusunu akıllara getiriyor. Yaz aylarında Slovenya Milli Takımı ile şampiyonluğa ulaşan genç yıldız turnuvanın en iyi ilk 5’ine de seçilmişti. Kazandığı bu başarının ardından sezona büyük bir moralle giren genç yıldız Llull’ün sakatlığının ardından Real Madrid’in 1 numaralı skor opsiyonu durumuna gelmişti. Sezon genelinde küçük düşüşler yaşasa da -ki 19 yaşında bir oyuncu için oldukça normal- 2018 yılı Euroleague normal sezon MVP’si ödülünü de hakkederek ulaştı. Avrupalı bir oyun kurucu olmasına rağmen fiziksel olarak çok atletik olması, harika bir saha görüşü ve sürekli üstüne koyan bir şut performansı ile NBA kapılarını kendisi için sonuna kadar araladı. Bu yaz NBA draftına 1 yada 2. sırada katılmasına hatta Phoenix’in Slovenya Milli Takımını şampiyon yapan Igor Kokoskov ile anlaşmasından sonra kesin olarak Phoenix’in onu seçeceği kesin gözle bakılıyor. Kendisine Final Four öncesi basın toplantısında bu soru sorulup henüz NBA’e gitme konusunda karar vermedim dese de çok duygusal bir isim olan Doncic’in Euroleague şampiyonluğuna da göz diktiğini ve Real Madrid’e duyduğu saygıyı bu cevapla anlayabiliriz.

Dikkat edilmesi gereken noktalar..

Açık alan basketbolunu çok seven Madrid üst üste bulduğu sayılarla çok kolay ritim bulan bir takım. Bunun en basit örneğini çok kötü bir ilk çeyrek oynasalar da ikinci çeyrekte gelen 8-0’lık seri ile momentumu ellerine alıp üst üste buldukları sayılarla görmüştük. Doncic’in inanılmaz yetenekleri, Llull’ün mesafe tanımadan bulduğu dış atışlar, Carroll’ın perde sonrası üçlükleri ister istemez bu karşılaşmada da can sıkıcı olabilir. Real Madrid’e açık alanda koşma şansı vermemek için kaçan atışlar sonrası olabildiğince geriye iyi koşmak ayrıca önemli bir nokta.

ve üst üste 3.kez finale yükselen temsilcimiz Fenerbahçe..

Yarı final analizimde Fenerbahçe hakkında uzun bir yazı yazmıştım. Aynı şeyleri tekrarlayarak sizleri sıkmak istemiyorum. Okumayanlar geçmiş paylaşımlarımda görebilir.

Yarı finalde sezonun flaş takımı Zalgris ile karşılaşan Fenerbahçe hücumda çok da iyi bir gününde olmasa da kendi küçük ama yüreği kocaman Dixon ve Datome önderliğinde finale yükselmişti. Savunmada ise belki de sezonun en iyi Fenerbahçe’sini izledik diyebilirim. Topa harika bir baskı yapan, pas kanallarını çok iyi kapatan, ikili oyunlara çok iyi yardımlar getiren Fenerbahçe, Zalgris’in tüm dengesini bozdu. Belki 13 hücum ribaundu yüzünden boyalı alanda etkisiz bir görüntü oluşsa da yardım savunmasını harika yapmaları ile ikinci şans sayılarını hep kararttılar. Zalgris’i toplam 20 top kaybına zorlayan Fenerbahçe’nin sadece 10 top kaybı yapması da oldukça önemliydi. Önceki analizimde bahsettiğim mental zekasına hayran olduğum Melli’den de bahsetmezsem büyük haksızlık etmiş olurum. Karşılaşmayı tam 5 top çalma ile tamamlayan İtalyan oyuncu tam 6 asistle de bir oyun kurucu olmasa da ne kadar önemli bir isim olduğunu gösterdi. İtalyan demişken Datome’den de biraz bahsedelim. Evet 16 sayı ile hücumda çok iyi işler yaptı ama bence asıl önemli nokta kesinlikle savunma performansıydı. Geldiğinden bu güne kadar hücum özellikleri ile dikkat çekse de savunmada en konsantre ve etkili olduğu maç diyebilirim. Önceki analizimde belirttiğim bir başka noktaya tekrar değinmem gerekirse belki Fenerbahçe’nin vazgeçilmez bir yıldızı yok ama kadro genişliği, oyun disiplini ve herkesin rol tanımı ile komple bir takım görüntüsündeler. Zalgris karşısında Kalinic ve Guduric toplamda karşılaşmayı sadece 2 sayı ile tamamlasalar da savunmada gösterdikleri enerji görev tanımlarını karşılıyor. Fenerbahçe için tek can sıkıcı nokta kesinlikle Thompson. Yine felaket bir karşılaşma oynayan Amerikalı uzun karşılaşmayı 0 sayı ile tamamlamıştı. Küçük bir sevindirici nokta

ise Obradovic’in Zalgris karşısına uzun bir 5 ile başlama sürprizi ile kendini ilk 5’te Vesely ile yan yana bulan Ahmet’in gösterdiği olumlu performans. Real Madrid’in etkili uzunlarına karşı Zalgris’e karşı verilen hücum ribauntlarına finalde de engel olunamazsa kupa elimizden kayabilir. Bu yüzden papatya falı misali performanslar sergileyen Thompson’un olduğu bir takımda Vesely’nin faul problemine girmemesi ve Ahmet’in bu performansını sürdürmesi çok önemli.

Sizleri çok sıkmadan son cümlelere gelmek istiyorum..

Sezon boyu sakatlıklarla canı çok yanan Madrid finalde sadece Kuzmic’den yoksun olacak. Kadrolarında Llull, Rudy, Reyes ve Carroll gibi çok tecrübeli isimleri barındırıyorlar. Ayrıca bu 4 isminde hakemler üstüne kurdukları baskı ve geçmiş dönemlerde ki yaptıkları ufak cambazlıkları unutmadan, ikili tartışmalardan kaçmak Fenerbahçe için önemli. Zalgris karşısında olduğu gibi pas kanallarını iyi kapatan, kısaların topa iyi baskı kurduğu ve yardım savunmasını iyi yapan bir Fenerbahçe bugün yine aynı öz veri ile sahada olmalı. Zalgris her ne kadar can sıkan bir takım olsa da bugün karşımızda çok büyük bir tecrübe ve siz her ne kadar bazı şeyleri doğru yapsanız da yok artık dedirtecek basketlerle canınızı sıkacak bir takım yer alacak. Fakat düzen basketbolundan uzak ve daha kolay oyun disiplininden kopan bir takım olmalarını Fenerbahçe için bir avantaj olarak görüyorum. Bir küçük de Koç faktörüne değinecek olursak 12.Euroleague finaline çıkacak Obradovic bu alanda açık ara rakipsiz. Kendisi için bir başka gurur tablosu da Final Four’da yer alan rakipleri CSKA’nın koçu Itoudis’in eski yardımcısı, yarı finalde elediği Zalgris’in koçu Jasikevicius ve bugün finalde ki rakipleri Real Madrid’in koçu Laso’nun eski oyuncuları olması. Ayrıca Obra – Laso arasındaki çekişmede de Obra’nın 7 – 4’lük üstünlüğü bulunuyor. Tekrardan ve son kez saha içine dönecek olursak bugün savunma ribauntlarında başarılı, Real Madrid’e açık alanda koşma şansını vermeyen bir Fenerbahçe’nin üst üste 2.Euroleague zaferine ulaşacağını düşünüyorum. Tercihim ve Galatasaraylı olmama rağmen kalbim Fenerbahçe’nin yanında.

İlginizi Çekebilir

Zalgiris Kaunas – Baskonia Maç Analizi! (12 Ekim)

Zalgiris Kaunas, Jasikevicius’la birlikte rüya gibi bir sezon geçirmişti. Kendi liglerinde yine kaybetmeyerek başladılar. Ancak …

Bir Cevap Yazın

Kapat