Fenerbahçe – Zalgris Kaunas Maç Analizi! (18 Mayıs)

  Bir Euroleague sezonunun daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. 2018/19 sezonu 4’lü finallerine yani Final Four’una bu sezon Belgrad ev sahipliği yapacak ve karşılaşmalar 18.386 kapasiteli Kombank Arena’da oynanacak. Final Four eşleşmelerini hatırlayacak olursak geçtiğimiz sezonun şampiyonu Fenerbahçe ile 2000/1 sezonuyla yeni formatına geçen ve Euroleague adını alan organizasyonda ilk kez Final Four oynama başarısını gösteren Litvanya ekolü Zalgris karşı karşıya gelecek. Bir diğer eşleşmede ise 2011 yılı dışında bütün Final Four’lara katılma başarısı gösteren CSKA ve 1958’den buyana en çok Avrupa’da en çok kupa kazanan(9) Real Madrid karşı karşıya gelecek.

  Geçtiğimiz sezonki final analizimde belirttiğim Euroleague’in doğuşunu küçük bir hatırlatma veya okuyamayanlar için hatırlatmak istiyorum. 1958’den 2000 yılına kadar Avrupa Kupası adı altında Avrupa’nın önde gelen kulüpleri mücadele vermekteydi. FIBA ile kulüplerin görüş ayrılıkları sonucu 2000 yılında ULEB (Union of European Leagues of Basketball)’in önerisi ile Avrupa’nın önde gelen takımlarının (Olympiacos, Kinder Bologna, Real Madrid, FC Barcelona, Baskonia, Benetton Treviso) katılımı ile Euroleague kurulmuş, FIBA ise SuproLeague adı altında FIBA’da kalmayı tercih eden takımlar (Panathinaikos, Maccabi Elite, CSKA Moskova, Efes Pilsen) ile sadece 1 sene süren bir turnuva düzenlemişti. 2000/1 sezonundan bugüne Bologno’nun şampiyonluğu ile başlayan geçtiğimiz sezon ülkemizde son olarak Fenerbahçe’nin kazandığı turnuvanın 18. finali pazar günü Kombank Arena’da oynanacak

  Gelelim biraz sohbet, biraz teknik analiz ehh birazda yorum katarak Fenerbahçe – Zalgris eşleşmesi ile ilgili görüşlerime..

  2013 senesinde İtalyan Koç Simone Pianigiani’nin yerine getirilen efsane Koç Obradovic ile sonunda büyük hedefler olan bir yola çıkılmıştı. Bu sezon 4.kez üst üste Final Four’a katılma başarısı gösteren Fenerbahçe, katıldığı ilk senesinde dördüncü olmuş, ikinci senesinde finalde CSKA Moskova’ya -her ne kadar geçtiğimiz sezon içimiz biraz soğusa da hala unutamadığımız bir şekilde- kaybederek ikinci olmuştu. Geçtiğimiz sezon ise İstanbul’un ev sahipliği yaptığı turnuvada zafere ulaşarak ilk Euroleague zaferine ulaşmıştı. Hem kadro kalitesi olarak hem de inanç olarak sürekli üstüne koyan Fenerbahçe’nin geçtiğimiz sezon gelen zaferden sonra bu sezon ne yapacağı küçük bir soru işaretiydi. Çünkü bu sezona geçtiğimiz sezonun belki de en önemli iki parçasını kaybederek başlamak zorunda kaldılar. Takımı için sahaya tüm enerjisini koyan hem hücumda hem de savunmada harika bir sezon geçiren Udoh, Utah’a.. Taraftarın belki de en sevdiği isim olan hala akıllardan çıkmayan kafa sallama hareketi ile anılan Bogdanovic NBA tarihinin en yüksek çaylak maaşını alarak Sacramento’nun yolunu tutmuştu. Peki Fenerbahçe giden oyuncuların yerini nasıl dolduracaktı? Yeni bir Bogi veya yeni bir Udoh mu bulacaktı? Hem de NBA’deki Salary Cap yani maaş bütçeleri artmış, Avrupa’da ki bir çok kaliteli veya bir kıvılcım gösterip parlayan oyuncu NBA yolunu tutarken.. Yılların tecrübesi Obradovic, ilk önce birbirleriyle oynamaya alışmış kalan oyuncularını (Antiç hariç) takımda tutarak sezona başladı. Tabi ki bir Bogdanovic bulmak zordu ama guard rotasyonuna Sloukas ve Dixon’un yanına geçtiğimiz sezonlarda Bamberg ve Dacka’yı taşıyan Wanamaker, Galatasaray’ın kaptanı Sinan Güler ve özellikleri farklı olsa da bir Bogdanovic çıkışı beklenen 23 yaşında ki Guduric transfer edildi ve kısa rotasyonuna büyük bir genişlik katıldı. Antic’in ayrılığının ardından ise 4 numara pozisyonuna belki de alınabilecek en iyi isimlerden biri olan, kendim şahsen mental zekasına hayran olduğum İtalyan Melli dahil edildi. Udoh’un boşluğu ise NBA’de bir türlü tutunamayan Jason Thompson ile doldurulmaya çalışıldı.

 

 

 

Peki Fenerbahçe takımı yeni eklenen parçaları ile nasıl bir sezon geçirdi ?

  En olumlu etki ile başlayacak olursak, Nicolo Melli geçmiş kariyerinde olduğu gibi Fenerbahçe’de de istatistik kağıdına bakıldığında gözükmeyen bir çok şeyle Fenerbahçe’yi mental olarak daha yüksek bir noktaya çıkardı.

  Önceki oynadığı takımlara göre süresi ve inisiyatifleri kısıtlanan Wanamaker ise ne iyi nede kötü bir sezon geçirdi desek yanlış olmaz sanırım. Dacka ve Bamberg’de takımın lideri iken Fenerbahçe’de bir düzenin parçası olmak ve tam olarak rolüne adapte olamaması bir türlü istikrar sağlayamamasına neden oldu.

  Guduric zaman zaman iyi maçlar çıkarsa da kendisinden beklentiler çok yüksek olduğu için küçük bir hayal kırıklığı yarattı. Fakat yeni bir Bogdanovic bekleyen bizlerinde beklentiyi çok yüksek tutarak bir hata yaptığını düşünüyorum.

  Biraz önce saydığım üç isimde çok çok verimli olmasalar da Fenerbahçe için eksik parçaları dolduran isimler oldular. Fakat Thompson için aynı şeyleri söylemek çok zor. Ne zaman biraz kıpırdansa şimdi Avrupa Basketbolu’na adapte oldu artık desek bir sonraki maç aynı mental hataları yapmaya devam etti. Özellikle kollarını çok fazla kullanıp gereksiz fauller alması küçük gibi gözükse de tüm sezon aşamadığı en büyük sorunlardan biri oldu. Gelecek sezon hangi formayı giyer bilemiyorum fakat Fenerbahçe’de kalma ihtimali çok çok düşük.

  Yeni gelen isimlerden en az süre alan Sinan Güler daha çok Türkiye Ligi’nde forma giydi. Koç Obradovic’in Euroleague’de çok fazla yerli rotasyonunu kullanmadığını düşünürsek BSL için olumlu işler yaparak iyi bir tamamlayıcı olduğunu söyleyebilirim.

Gelelim bu sezon Fenerbahçe’nin neler yaptığına..

 

  Hem Kalinic hem de Dixon’dan sakatlıkları nedeniyle yoksun, Bogi ve Udoh’u kaybetmiş bir şekilde sezona yeni transferleriyle başlayan Fenerbahçe’nin küçük de olsa bir adaptasyon süreci olacaktı. Sezon başında oyun anlamında geçtiğimiz sezondan uzak olsalar da sezon sonunda eski Fenerbahçe’yi net bir şekilde izledik. Türkiye Basketbol Süper Ligi’ni sadece 3 mağlubiyet ile (Efes, Dacka ve Banvit deplasmanları) lider bitiren Fenerbahçe, yeni formatı ile başlanan uzun maratonlu Euroleague’i de 21 galibiyet 9 mağlubiyet ile CSKA’nın ardından ikinci sırada bitirmişti. Sezonun tek hayal kırıklığını ise Türkiye Kupası’nda Efes’e karşı ilk turda kaybederek yaşamışlardı. Euroleague’de çeyrek final aşamasında ise Baskonia’yı iyi bir hücum performansı ile 3-1 geçip Belgrad’a gelmeyi hak kazandılar.

  Bu sezon Sloukas – Wanamaker liderliğinde Fenerbahçe bu iki ismin birlikte iyi oynadığı, topu daha çok paylaştığı maçların neredeyse hepsini kazandı. Fakat kötü bir Sloukas veya kötü bir Wanamaker’ın olduğu çoğu maç can sıkıcı şekilde bitti. Dixon’un da sakatlığı sonrası istenilen fiziksel güce gelememesi ve ‘Size’ olarak bir çok karşılaşmada rakip kısalara göre güçsüz kalması Koç Obradovic’in Dixon’ın sürelerini geçtiğimiz sezona göre yarı yarıya düşürmesine sebep oldu. Kalinic’in yokluğu ve Udoh’un ayrılığından sonra savunmada zaman zaman çok zorlanan bir Fenerbahçe izledik. Fenerbahçe takımına baktığımızda diğer rakipleri gibi ne bir deColo ne bir Rodriguez ne bir Llull ne de bir Doncic gibi yıldız isme sahipler. Fakat her pozisyondaki kadro genişliği ve kalitesi ile diğer rakiplerine göre bu alanda üstünler.  Onlar için kazanmanın en temel anahtarı Sloukas – Wanamaker’ın daha az topu elinde tuttuğu, takım olarak top paylaşımının üst seviyede olması ve rakip kısaları savunmaktan geçiyor. Bana göre bu üç maddeyi en iyi şekilde yaptıkları tüm karşılaşmalarda çok iyi sonuçlar aldılar. Basketbolun nankör bir oyun olduğunu unutmamız lazım. Her ne kadar şutlarınız girip size maç kazandırsa da bu senaryo her zaman işlemez. Koç Obradovic’in en beğendiğim özelliği de tam olarak bu. Yanlış hücumla gelen basketlere her zaman tepkisini koyup, doğru oyunla kaçan her şutu alkışlayabiliyor. Top paylaşımı ve bireysellikten uzak oyun Fenerbahçe’nin en temel şifresi.

  Sezonun en büyük sürprizi Zalgris Kaunas!

 

    Geçtiğimiz sezon gösterdikleri çıkış ile dikkatleri üstüne çeken Zalgris bir çok oyuncusunu takımda tutamamıştı. Seibutis’in Neptunas’a, Brock Motum’un Anadolu Efes’e, Lekavicius’un Panathinaikos’a, Leo Westermann’ın CSKA Moskova’ya, Augusto Lima’nın da Beşiktaş’a gitmesi ve ayrıca Litvanyalı pivot Javtokas’ın da basketbolu bırakması kadroda derin boşlukların oluşmasına sebep olmuştu. Bu boşlukları Brandon Davies, Aaron White, Micic, Udrih ve Axel Toupane ile doldurmaya çalışıp, Jankunas ve Pangos etrafına bir takım kurdular ve bu mütevazi kadro ile Final Four’a kadar yükselme başarısını gösterdiler. Oyuncular başarının temel unsuru gibi gözükse de ben her zaman ilk önce Koç’luk diyenlerdenim. Bazen bir takımı kuran ve yöneten parçalar kötü olsa da kaliteli oyuncularla başarı gelir. Fakat bu durum çok da uzun sürmez. Önümüzde çok büyük bir Koç’luk örneği Obradovic var. Farklı bir kıtaya dönersek bu sezon sakatlıklarla boğuşan, gençlerden kurulu bir takımı Konferans finaline kadar taşıyıp finalde de Cavs’a karşı 2-0 önde olmasını sağlayan Boston Celtics’in Koç’u Brad Stevens var. Bana göre başarının en büyük anahtarı kesinlikle mental güç. Bir başka örneğini de bu sezon, oyunculuğunda hayranlık ile izlediğimiz koçluk kariyerinin henüz başlarında da sadece 5.6 milyon euroluk bir bütçe ile kurulmuş bir takımı kısa bir sürede Final Four’a taşıyan Sarunas Jasikevicius var. Final Four’da yer alan takımların 25-35 milyon Euro aralığında bütçeler ile kurulduğunu düşünürsek hiç izlemeyen birinin bile takdir edebileceği bir durum bu.

  Zalgris’in Final Four öncesi yolu..

 

   30 kez Litvanya Ligi, 5 Sovyetler Ligi, 5 Baltık Ligi, 7 Litvanya Kupası şampiyonlukları bulunan Zalgiris Kaunas bu sezon da Litvanya Ligi’ni lider sırada bitirmeyi başardı. Avrupa’da ise eski formatında 1999 yılında 1 şampiyonluğu bulunan Litvanya ekibi ayrıca 1 Saporta Kupası (1998) ve 1 Kıtalararası Kupa şampiyonlukları (1986) da elde etmişti. 2000/1 yılından sonra düzenlenen Euroleague’de de eski formatında 11 kez Top 16 başarısı gösteren Kaunas ilk kez Final Four’a yükselmeyi başardı. Geçtiğimiz sezonu 10.sırada bitiren Kaunas bu sezon hedefine ulaştı ve 30 karşılaşmada aldıkları 18 galibiyet ile normal sezonu 6.sırada bitirip çeyrek finalde saha dez avantajıyla Olympiacos’un rakibi oldular. Fakat oynadıkları oyun, Zalgirio Arena’da taraftarlarıyla kurdukları inanılmaz bir baskı ile henüz normal sezon bitmeden ilk 4 sıradaki tüm takımların eşleşmekten kaçmak istediği bir takım oldular. Olympiacos serisinin henüz ilk maçında Barış ve Dostluk Salonu’nda rakiplerini 78-87 mağlup eden Zalgris, ikinci karşılaşmada da rakiplerini çok zorlamasına rağmen istediklerini alamamıştı. Fakat Litvanya’ya Zalgirio Arena’ya saha avantajını alıp gelen Zalgris, iki karşılaşmada da muhteşem bir taraftar atmosferiyle Olympiacos’u eze eze eledi desem sanırım ağır olmaz.

 

Zalgris’in en etkili yanlarına gelecek olursak..

 

  Bu sezon 42.4’lük dış atış yüzdesi ile Euroleague’nin en iyi dış atış yüzdesine sahip takımı durumundalar. Ayrıca top paylaşımını en iyi yapan takımları arasındalar. Kaunas 19.5 maç başına asist oranı ile de bu alanda ilk 3’de yer alıyor. Olumlu bir başka istatistikleri de Euroleague’in en fazla faul alan takımı olmaları. Fakat ortalama 23.7 ile en fazla faul yapan takımı olduklarını da unutmamak lazım. Takımın vazgeçilmez ismi için Pangos diyebiliriz. Olumlu istatistiklerin en başında olan Pangos’a Koç Jasikevicius’un da sürekli ilk 5 içinde yer vermesi en büyük göstergelerden biri. Çünkü Koç Sarunas ilk 5 üstünde maç maç büyük değişimler yapabiliyor. Bu sezon verimlik puanlarında da Pangos, Jankunas ve Ulanovas takımın liderleri durumunda.

 

Sayfalarca yazı yazsak yetmeyebilir ama biraz da Koç Sarunas Jasikevicius hakkında konuşmak istiyorum

 

  Oyuncuyken bir çok kişiyi zekasıyla hayran bırakan Sarunas, Barcelona, Maccabi ve Panathinaikos’ta Euroleague zaferlerine ulaşmış İspanya, Yunanistan, Türkiye, İsrail ve Litvanya’da bir birinden fazla kupaya sahip olmuştu. Oyunculuk kariyerinin ardından parkelerden uzak kalamayan Sarunas şuan koçluğunu yaptığı Zalgris’in 2014/6 yılları arasında yardımcı antrenörlüğünü yapmış, 2016 yılının ardından da takımın koçluğuna gelmiştir. Geldiği günden bu yana düşük bütçeli bir takımı getirdiği seviye gerçekten takdire şayan.

 

Biraz sohbet biraz bilgi biraz da istatistiklerle takımları hatırlamış olduk. Hepinizin aklına gelen soruya gelelim.. Ne olacak bu maç ?

 

  Öncelikle Fenerbahçe’yi kadro kalitesi ve tecrübe olarak avantajlı bulsam da karşılaşmanın çok zorlu geçeceğini düşünüyorum. Koç Sarunas Jasikevicius oyunculuk kariyerinde bir sanat gibi işlediği ikili oyunları koçluğunu yaptığı Kaunas’a da aşılamayı başardı. Fiziksel olarak güçlü bir Brandon Davies ve Toupane’ye Pick and Roll’ler sonrası veya bire bir savunmalarda getirilecek yardımlar oldukça önemli. Top paylaşımını çok iyi yapan Zalgris en ufak bir hatada cezayı çok rahat kesip ritim bulabilen bir takım ki bu sezon Euroleague’in en yüksek yüzdeli dış atış yüzdesi ile oynayan ve maç başına en fazla asist yapan 3.takımı durumunda. Zalgris’in en önemli kozu bu karşılaşmada Pangos olacak. Sloukas ve Wanamaker’ın kısa savunması en büyük belirleyicilerden biri durumunda. Temsilcimiz Fenerbahçe gibi Kaunas takımı da hücumda sabırla topu çok iyi çeviren, top paylaşımını çok iyi yapan bir takım. Ayrıca boyalı alanda da oldukça etkililer. Fenerbahçe bu karşılaşmada aynı rakipleri gibi topa çok iyi bir baskı yapıp özellikle Pangos’a rahat bir oyun oynatmamaya özen gösterecektir. Hücumda da Baskonia serisini toplam 36 asist ile(Play-Off rekoru) geçen Sloukas’ın takımı yönlendirmesi ve elinde fazla top tutmaması çok önemli. Ayrıca Zalgris takımının en büyük zaaflarından biri olan faul problemlerini de değerlendirmek önemli bir belirleyici olacak. Aynı şekilde çok kolay faul almalarına da dikkat edip özellikle Vesely’nin faul problemine girmemesi en önemli konulardan biri. Thompson’un istikrarsızlığı, Ahmet’in hücumda verimli olsa da savunmada ki zafiyetlerini düşünürsek, Sloukas ile birlikte Vesely sahada en fazla kalması gereken isimler. İki koçun da çok zevkli bir akıl savaşı vereceği bir birinden güzel set hücumları izleyeceğimiz bir karşılaşma bekliyorum. Her ne kadar zor geçmesini beklesem de ilk cümleden belirttiğim üzere Fenerbahçe’nin kalite ve tecrübe farkı ile Zalgris’i geçip finale kalacağını düşünüyorum.

İlginizi Çekebilir

Baskonia – Real Madrid Maç Analizi! (19 Haziran)

İspanya Ligi Lega Endesa’nın finalleri sürprizle başladı. İlk maçta kaybeden taraf olan son Euroleague şampiyonu …

2 comments

  1. Kaleminize saglik. Efsane yazi olmus. Yalniz resminizi degistirsek mi:)

  2. Muhteşem yazı olmuş geçmiş ve bugün bir arada, okurken çok büyük zevk aldım. Çok teşekkürler.

Bir Cevap Yazın